15 kişiydik… 3 ocak cumartesi günü saat 10.00 da hareket ettik minibüsle,Dingiloğlu Parkının önünden. Hasan kaptanın usta şoförlüğü sayesinde Dereköy’den itibaren yoğun karla kaplı yolu aşarak ulaştık Kula Köyüne. Köy kahvesinde kısa bir çay molası sonrası kamp malzemelerimizin ve 2 günlük yiyecek ve içeceklerimizin olduğu sırt çantalarımızla yaklaşık 6 km olacak yürüyüşe başladık. Muhteşem manzaralar yaratan ve 20 cm yi bulan kalınlığı ile kar yağışı altında orman yollarında , kısmen buz tutmuş dere kenarlarında yaban domuzu sürülerinin bıraktığı ayak izleri eşliğinde Sarıdere’ ye ulaştık. Hayli hızlı akışı olan bu dereyi iri taşların üzerine basarak aştıktan 500 mt sonra arazi yapısından dolayı biraz daha zorlu ama büyük bir keyifle 2. kez geçtik. Yaklaşık 1 km sonra ise Sarıdere ile Dolapdere’nin birleşerek Bulgaristan yönüne akan Kocadere’nin oluştuğu yere geldik. Gittikçe zorlaşan doğa koşulları altında bir süre daha yürüdükten sonra Kocadere’nin kenarında uygun bir yerde çadırlarımızı kurduk. Karla kaplı arazide bol miktarda odun toplayıp , kamp ateşimizi hazırlarken büyük bir Balıkçıl kuşunun avlanmakta olduğunu ama varlığımızdan dolayı bölgeden uzaklaştığını gördük. yoğun kar yağışına rağmen saat 15.00 de yaktığımız ateşin etrafında toplanıp sohbet ederek ve yiyeceklerimizi tüketerek gece 23.30 da herkes çadırlarında uyku seansına başladı.Birkaç arkadaşın horlaması sayesinde yabani hayvanlar kampımıza yaklaşamadı ama uykusuz kalanlarda oldu….Sabah karla kaplanmış olan çadırların görüntüsü ilginçti. Karları temizlemek ve sonrasında kampımız toplamak biraz zaman aldı. Kahvaltının yapılması ile saat 10.00 da tekrar yürüyüşe başladık, Kocadere’ yi zorlukla geçtikten sonra önce ki gün yapılan keşif ile tespit ettiğimiz ve heyecan verici tırmanışı olan rotayı takip ederek 3 km mesafede ki Çağlayık Köyüne ulaştık. 2008 yılında aynı faaliyeti yaptığımızda kamp kurduğumuz köyde tanıdığımız kişilerle tekrar karşılaşmak hoş oldu bizim için. O faaliyette bize en büyük yardımı yapan Kaygısız Mehmet ile sohbetimiz anıları tazeledi… Minibüsün bizi bekleyeceği ve yaklaşık 8 km olacak mesafe için iki yürüyüş gurubuna ayrıldık. İlk gurup yürüyüşe başladıktan 20 dk sonra daha yavaş tempoda yürüyen ikinci gurupta yoğun kar yağışı altında yola çıktı. Minibüse ulaşan ilk gurup çantalarını bırakıp yola devam etti. İkinci gurubunda minibüse ulaşması ile yine Hasan kaptanın usta şoförlüğü sayesinde tehlike yaşamadan ve yürüyüşe devam eden arkadaşları da alarak Dereköy’e ulaştık. İşleri nedeniyle faaliyete katılamayıp bizi karşılayan arkadaşlarla buluşarak,Her zaman olduğu gibi önceden hazırlanan başka hiçbir yerde o tadını bulamadığımız çömlekte kuru fasulye, pilav, turşu, börek ve helvadan oluşan yemeğimizi bitirip odun ateşinde pişirilen çayımızı da içtikten sonra Kırklareli’ne hareket ettik.